Menü

Anadol rüyası 45 yıl sonra yeniden başladı…

10 Ekim 2011 - Otomobil

Anadol STC16Anadol rüyası 45 yıl sonra yeniden başladı…

Türkiye’de 45 yıl önce Anadol markasıyla gerçeğe dönüşen yerli otomobil rüyası, bugünlerde tekrar görülüyor.

Türkiye’de 45 yıl önce ”Anadol” markasıyla seri üretimi yapılarak gerçeğe dönüşen yerli otomobil hayali, bugünlerde tekrar görülüyor. Hayalin gerçeğe dönüşmesi için bugünlerde Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı ile Türk otomotiv sektörü yoğun bir çaba içerisine girdi.

Merhum işadamı Vehbi Koç’un girişimleriyle başlayan ilk yerli otomobili üretme girişimi, 1966 yılına damgasını vuran en önemli sanayi hamlelerinden biri olarak kabul edildi.
İLK OTOMOBİL 19 ARALIK 1966’DA ÜRETİLDİ

İlk yerli otomobile ne isim verileceği yapılan bir anketle belirlendi. Ankete gelen 150 bini aşkın mektupta ”Anadolu”, ”Anadol” ve ”Koç” isimleri öne çıktı. Birkaç gün süren toplantıların ardından 7 Ekim 1966’da bu otomobile ”Anadol” ismi verilmesi kararlaştırıldı ve ilk otomobil de 19 Aralık 1966’da üretildi.
İLK VE TEK SERİ ÜRETİM YAPILAN YERLİ OTOMOBİLİ

Vehbi Koç tarafından kurulan Otosan Otomobil Sanayi A.Ş tarafından İstanbul’daki fabrikada üretilen Anadol, bugüne kadar Türkiye’nin ilk ve tek seri üretimi yapılan yerli otomobil olma özelliğini kaybetmedi.

Üretimi 1984 yılında durdurulmuş olmasına karşın markanın meraklıları, Anadol’a olan sevgilerini göstermek amacıyla bir kulüp kurdu. Anadol Fan Kulübü, markayı ve Anadol’ları orijinal halleriyle yaşatmayı hedefliyor.

Ford Otosan’ın 50. yılı dolayısıyla bastırılan ”Benim Adım Ford Otosan” kitabında Rahmi M. Koç, yerli otomobil fikrinin oluşmasını ”Bir perşembe akşamüstü vekaletler bankalar dağılıyor. Mösyö Bernar Nahum ve ben aşağıyaya inerdik, vitrine. Ne oluyor, kim geliyor, kim gidiyor? Bir pikap geldi. Yedek parça satın almaya elmiş bizden. Bu pikap nedir oeoik, ‘İzmir fuarından aldım’ dedi. bir bakalım dedik torpido gözünü indirdim, İsrailli bir firma. Plastik olduğunu anladık. Hemen bir fikir geldi, acaba biz bunu burada yapabilir miyiz. Ben Haifa’ya gittim, imalat yerini gördüm. Emek yoğun bir iş. Sonra anladık ki bu teknolojiyi İngiltere’de Reliant Motor Company diye bir firmadan alıyorlar. Başkanı da Ray Wiggin, sonradan çok ahbap olduk. ‘motoru, şanzımanı, diferansiyeli Ford’tan alıyorum, plastikten imal ediyor ve teknolojiyi İsrail’e satıyorum’ dedi. O zaman teknolojinin direk sahibi olmaya karar verdik” şeklinde özetliyor.
İTHALATÇILARDAN YERLİ OTOMOBİLE İTİRAZ

18 Ocak 1966’da dönemin Sanayi Bakanı Mehmet Turgut, Bütçe Komisyonu’nda ”bir otomobil imalatı için Otosan firmasına izin verdiğini” açıklar. Açıklamanın ardından ithalatçı piyasadan, hükümetin verdiği izinle ilgili itirazlar yükselir. 1960 başlarında kamyon ithalatının liberasyondan çıkarılacağı beklentisi hakim olmuş, ithalatçılar tüm imkanlarını kullanarak temsil ettikleri firmalara büyük sipariş vermişlerdi. Otomobil piyasasının ithal mallarla yoluna devam etmesini istemektedirler. Otomotivde ithalattan yana olan grup, yerli otomobil imalatını eleştiren ”Beyaz Kitap”ı yayınlar.

1 Şubat 1966’da İzmir bayi toplantısına Anadol’un prototipi getirilir. Bayilerden bu araçtan ne kadar satabilecekleri öğrenilir. Bunun amacı kurulacak fabrikanın yıllık kapasitesini tayin etmek ve projesinin de ona göre hazırlanmasını sağlamaktır. Elde edilen rakamlara göre 10 adet otomobilden yılda yaklaşık 2 bin 400 adet otomobil imalatı öngörülmüştür.

Ford Otosan’ın eski genel müdürlerinden Ahmet Binbir ise Anadol’un test sürüşünü, ”Araba ilk test sürüşündeyken ilk telefonu Kabataş İskelesi memuru astsubay Asım Bey’den aldım, rahmetli oldu. Bana telefon etti, ‘oğlum Ahmet, otomobili gördüm, ağlıyoruz’ dedi. Hiç unutamıyorum. Dolmabahçe’ye geldi, başkası haber verdi. Dolmabahçe’de polis durdu, selam verdi. Galatasaray’a geldi, oradaki polis durdu, Anadol’a yol verdi. O kadar bağlandı millet” şeklinde anlattı.

Otosan’ın kurucularından Bernar Nahum da Anadol’a ilişkin, ”Anadol otomobili memleketimizde en gerektiği bir zamanda çok önemli bir rol oynamıştır. Eğer Anadol projesi olmasaydı memleketimizde otomobil sanayinin kurulması daha epeyce gecikebilirdi demek bile mümkündür” demişti.
ANADOL OTOMOBİLLE BİRİNCİ OLDU

4-5 mayıs 1968 tarihinde Rent Koçibey, Türkiye’de düzenlenen ilk resmi müsabaka olan 1. Trakya Rallisi’nde Anadol otomobille birinci oldu. Anadol, 25 Ekim 1968’de Londra’da düzenlenen otomobil sergisine katıldı.

Üretimin sona erdirildiği 1984 yılına kadar 62 bin 923 adedi otomobil ve 30 bin 265 adedi pick-up olmak üzere toplam 93 bin 188 adet Anadol üretildi. 15 Mayıs 1991’de P100 pick-up modeller piyasaya sürüldüğünde, pazarda varlığını halen devam ettiren ve ikinci el olarak talep gören Anadol pick-up için sembolik bir veda töreni düzenlendi.

Anadol otomobillerinde, Fiberglas Reinforced Plastics (FRP) yöntem, el fırçasıyla cam pamuğuna resin sürülerek elde edilen bir maddedir. FRP, özellikle İkinci Dünya Savaşı sonrasında geliştirilmiş bir teknik ve malzemedir. Söz konusu teknolojinin en önemli özelliği neredeyse sıfır yatırım maliyetiyle gerçekleştirilmesi, üretimin insan emeği ve becerisine dayalı olmasıdır. Fiberglas teknolojisi, Anadol’un üretiminde çok önemli bir avantaj oluşturur. Saç araba yatırımları yüksek olup Otosan için FRP önemli bir imkandır. Dolayısıyla yerli bir otomobil için FRP teknolojisi seçilir. Otosan, Anadol ile fiberglas teknolojisini Türkiye’ye getirmişti.

Bu arada, tasarım ve mühendislik anlamında ilk Türk otomobili ise ”Devrim”dir. Devrim’den daha önce de (1953 yıllarında) otomobil imali üzerinde deneme mahiyetinde diye adlandırılabilecek çalışmalar olmuştu.
YENİ YERLİ OTOMOBİL HAYALİ

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, bu yılın Ocak ayında katıldığı Türk Sanayicileri ve İşadamları Derneği’nin (TÜSİAD) Genel Kurulu’nda iş adamlarına ”yerli otomobil üretelim” çağrısında bulunmuştu.

Başbakan’ın çağrısı üzerine Otomotiv Sanayii Derneği (OSD), uzun süreli bir çalışmanın ardından hazırladığı ”yerli oto” raporunu geçtiğimiz günlerde Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Nihat Ergün’e sundu. Rapor, daha sonra Başbakan Erdoğan’a da sunulacak.

Nihat Ergün, rapora ilişkin yaptığı açıklamada, yerli otomobilin satış fiyatının 20-25 bin lira aralığında olabileceğini açıklarken, yıllık üretim miktarının da 200 bin adet olmasının öngörüldüğü bildirilmişti.

Başbakan Erdoğan’ın, geçtiğimiz günlerde ”Siyasiler hem de iş adamlarımız için, yerli bir otomobil markası oluşturmanın, topluma karşı da bir borç olduğuna inanıyorum. Bu ülkede elbet bu işe soyunacak bir yiğit, bir babayiğit vardır” açıklaması üzerine Kibar Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ali Kibar, Türkiye’de birçok babayiğit olduğunu belirtirken, Koç Holding Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Koç da yerli otomobille ilgili ortakları olan Fiat Grubu ile görüşmeler yaptıklarını bildirmişti. Görüşmelerin olumlu sonuçlanması durumunda 45 yıl aradan sonra yine Koç Ailesi Türkiye’de bir yerli otomobil üretecek.

(Visited 24 times, 1 visits today)

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*